7 Kasım 2012 Çarşamba

İlla bir başlık mı olmalı...

Hemen hemen hepimiz biliriz sanırım Evliya Çelebi'nin hikayesini. Evliya Çelebi bir gece rüyasında Peygamberimizi görür ve surçi-lisan ile şefaat ya Resulallah diyeceği yerde seyahat ya Resulallah der ve ömrünü seyahat ederek geçirir ve nihayetinde meşhur Seyahatname 'sini kaleme alır. Şimdi, yok artık sende mi seyahatname yazacaksın diye telaşa kapılmayın, onu zaten sağ olsunlar gazete eklerinde hallediyorlar. Öyle bir niyetim yok şimdilik. Sadece gezip gördüğüm yerlerle ilgili ve ya arkadaşlarımın, dostlarımın ilettiği nacizane bilgileri burada sizlerle paylaşmak istiyorum.
Çok gezen mi, çok okuyan mı bilir diye sorarlar ya hep, ben çok gezenin daha çok bileceği düşüncesindeyim. Gezmek, seyahat etmek; insan için bir nimet. Seyahat etmek, insanın içerisindeki "keşfetme" dürtüsünü uyandırıyor, onu kamçılıyor. Sadece yeni yerleri keşfetmiyoruz gezerek, yeni kültürler ediniyor, gözlemliyor, ve yeni tatlarla, yeni insanlarla tanışıyoruz. Bence en önemli olan yeri de burası zaten; yeni insanlarla tanışmak. Gezdiğimiz yeri güzelleştiren bir açıdan da orada tanıştığımız, birlikte olduğumuz insanlar değil midir zaten.
İnsan gezerek, görerek öğrenir, yaşar. Daha çok özümser her şeyi. Yeni bilgiler, deneyimler edinir karşılaştığı insanlardan. Her zaman açız; bilgiye, keşfetmeye, bu yüzden sonu yok gezmenin. Gezelim, görelim, paylaşalım deneyimlediklerimizi. Katılmak ister misiniz?  Hadi seyyah olun benimle.:)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder